Torba Kanundaki Kasa ve Ortak Hesapların Düzeltilmesine Yönelik Uygulamaya Dikkat

Mazars Denge Yönetim Kurulu Başkanı Leon Coşkun'un Fortune okuyucuları için kaleme almış olduğu "Torba Kanundaki Kasa ve Ortak Hesapların Düzeltilmesine Yönelik Uygulamaya Dikkat" başlıklı yazı Fortune Aralık 2014 sayısında okuyucularıyla buluşmuştur. Yazıya aşağıdaki bölümden ulaşabilirsiniz.

Torba Kanundaki Kasa ve Ortak Hesapların Düzeltilmesine Yönelik Uygulamaya Dikkat

Değerli Fortune okuyucuları, hatırlayacağınız üzere geçen sayıda Torba Kanun olarak adlandırılan 6552 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun hakkında değerlendirmeler yapmıştım. Ancak Kanunun yayımlanmasından sonra uygulamasına yönelik Maliye Bakanlığı’nca yayınlanan 1 seri No’lı Genel Tebliğ’deki önemli bulduğum bazı hususları bilginize sunmak istedim.    

Kanunun 74. maddesi hükmü ile bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine, 31.12.2013 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını 31.12.2014 tarihine kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkânı tanımıştır. Böylece 31.12.2013 tarihi itibarı ile işletmelerin gerçekte kasasında bulunmayan tutarlar ile yine ortakların fiktif alacak ve borç tutarlarının gerçek durumla eşitlenmesi mümkün hale gelmiştir. Kanunun bu hükmünden sadece bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri faydalanabilecektir. Düzeltilen tutarlar üzerinden % 3 oranında vergi hesaplanarak 31.12.2014 tarihine kadar beyan edilip ödenecektir. Bu kapsamda ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilemeyecek ve beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır. Ayrıca Kanun kapsamında beyan edilen bu tutarlar nedeniyle ilave herhangi bir tarhiyat yapılamayacaktır.

Ancak Kanunun uygulamasına yönelik çıkarılan genel tebliğde yer alan bazı ifadeler ciddi anlamda tereddüt uyandırmıştır. Şöyle ki tebliğe göre, bu konuda bir düzeltme yapılacak ise, Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar hesabının kullanılması gerektiği ifade edilerek bu konuda örnekler ile açıklamalarda bulunulmaktadır. Ayrıca söz konusu  Tebliğde:

Öte yandan, mükelleflerce kar dağıtımı yapılması halinde, ticari bilanço açısından dağıtılabilir ticari kar tutarı, 6552 sayılı Kanunun 74 üncü maddesi kapsamında beyan edilen ve “689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar” hesabı altında muhasebeleştirilen tutarlar dikkate alınmaksızın tespit olunacaktır” ifadesi yer almaktadır. Buna göre işletmeler 2014 yılı ile ilgili kar dağıtım tutarını 689 Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar hesabında yer alan tutarları dikkate almaksızın hesaplayacaklardır. Başka bir ifade ile kar dağıtım stopajına tabi tutulacak temettü tutarı hesaplanırken kasa fazlası veya ortak borcunun da matraha ilavesi söz konusu imiş gibi bir sonuç çıkmaktadır. Bilindiği üzere kar dağıtımına ilişkin tüm düzenlemeler Türk Ticaret Kanunu’nda yer almaktadır ve dağıtılacak temettü tutarının hesabı net dönem karı üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla Tebliğde yer alan düzenleme Türk Ticaret Kanunu hükümlerine  açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Tebliğde yer alan ifade ile torba kanundaki imkandan yararlanılan tutar üzerinden ödenen %3 vergi dışında %15 oranında ilave stopaj ödenmesi gündeme gelmektedir. Oysa kanun %15 stopaj yerine %3 vergi ödemek suretiyle fiktif hesapların düzeltilmesini amaçlamaktadır. Bu durumda olan mükelleflerin bu şartlar altında düzenlemeden yararlanmaları mantıklı görünmemektedir.  Sonuç olarak, tebliğde yer alan açıklama ile Kanunun sağladığı hakkın uygulanamaması gibi bir durum oluşmakta, ayrıca Kanun metnindeki “kanun kapsamında beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılamayacaktır” ifadesine de aykırılık ortaya çıkmaktadır. Başvuru süresi dolmadan önce Maliye Bakanlığı’nın konuyla ilgili açıklamasını gözden geçirmesinin Kanun’dan faydalanmak isteyen mükelleflerin tereddütlerini gidermesi yönünden önemli olduğunu düşünüyorum.